Soma Termik Santrali’nde Kriz “Özelleştirme Güvencesizliktir”

Soma Termik Santrali’nin 2015 yılında Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından ihaleye açılıp Konya Şeker Sanayi ve Ticaret A.Ş bünyesine devredildiği günden bu yana ortaya çıkan gelişmelerle birlikte, bu gibi enerji üretim tesislerinin kamu yararı yerine kâr mantığıyla işletilmesinin kaçınılmaz sonuçlarını bugün görüyoruz.

Santral, kamu mülkiyetinden çıktıktan sonra Konya Şeker Sanayi ve Ticaret A.Ş tarafından işletilmeye başlandığı günden beri öne çıkan sözde yatırım ve verimlilik artışı beklentisinin bugün tam tersine döndüğünü görmekteyiz. Mevcut tabloda krizin temel bileşenleri olarak değerlendirilen; yatırım eksikliği, bakım sorunları ve borç yükü gibi unsurlarla birlikte bugün gelinen noktada üretimin durdurulması, enerji üretiminin piyasa ilişkilerine bağımlı hale getirildiğinde kamusal hizmet niteliğinin zedelendiğini açıkça gözler önüne sermektedir.

Genel Başkanımız Süleyman KESKİN ve Sendikamız Hukuk Biriminden Av. Mustafa AVCIOĞLU Soma’da enerji işçisi yol arkadaşlarımızla buluştu.

Sürecin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı koordinasyonunda yürütülmesi, nihai sorumluluğun her zaman kamuda olduğunu da tekrar gözler önüne sermektedir. Ancak kamunun görevi yalnızca kriz çıktığında mı devreye girmektir? Denetim planlaması oluşturmayan, kamu yararının, işçi emeğininin güvencesini esas almayan ve enerji üretimini toplumsal ihtiyaç temelinde kamu güvencesiyle düzenlemeyen politik hamlelerin sürdürülebilir olmadığı açıkça ortadadır.

 

 

 

 

Yine aynı şekilde 2013 tarihinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından ihaleye açılarak Konya Şeker Sanayi ve Ticaret A.Ş’ye satılan Kangal Termik Santrali, 2018 yılında Çelikler Holding’e satılan Afşin‑Elbistan A Termik Santrali’nin akıbetleri ne olacaktır? Sorunun tekil bir işletme sorunu olmadığı açıkça ortadadır. Uzun vadeli kamusal planlama, iş güvencesinin sağlanması için zorunlu denetim mekanizmaları temel ilkeler olarak uygulandığı takdirde enerji üretiminde sürdürülebilirlik sağlanabilecektir.

Soma Termik Santrali’nin aynı zamanda sıcak su üretmesi, bölgeden alınan bilgilere göre ortalama 40.000 insanın ve kamusal hizmet sağlayan kurumların (okul, hastane vb.) sıcak su ile ısınma ihtiyaçlarını karşılıyor olması, Soma gibi üretim merkezlerine bağımlı kentlerde santralin geleceğinin yalnızca işletme sahiplerini değil tüm toplumsal yaşamı da doğrudan etkilediği görülmektedir. Aynı zamanda santralde çalışan enerji işçilerinin istihdam süreçleri, yerel ekonomiye olan etkileri gibi nedenlerle de önemli bir noktadadır.

Bölgede yaşanan krizin enerji işçilerine fatura edilmesi ise kesinlikle kabul edilemez.

Yıllık izin hakkı olan işçilere yıllık izin kullandırılması, olmayanların ise ücretsiz izne çıkmaları konusunda zorlanması, kriz dönemlerinde ilk tasarruf kalemi olarak işçilerin hedef alınması ve bunların yanısıra söz konusu işyerinde yürürlükte olan Toplu İş Sözleşmesi’nden doğan geriye dönük sözleşme farkları dahi taksitlere bölünerek ödenmesi ve bir kısmının hala işçilere yatırılmamış olması kabul edilemez.

Ücretsiz izin uygulamalarının derhal durdurulması, işten çıkarılma riskine karşı işçilerin yasal güvencelerinin sağlanması, ücret ve sosyal hakların eksiksiz bir şekilde ödenmesi, işyerinin, enerji işçilerinin ve Soma halkının bir kez daha bu sıkıntıları yaşamaması açışından özelleştirilmiş olan Soma Termik Santrali’nin tekrar kamulaştırılmasının gündeme alınması ve bunun için mücadele edilmesi şimdi yapılacak olan geçici tüm çözümlerin üzerinde yegâne güvencedir.

 

Özelleştirme Güvencesizliktir!

DİSK/Enerji-Sen Yönetim Kurulu